Tarihsel Köken: Şifa Olarak PsikoFelsefe
Felsefe, başlangıcında sadece entelektüel bir tartışma değil; ruhun, zihnin ve bedenin somut ilacıydı.
Antik dünyada Sokrates felsefeyi “ruhun iyileştirilmesi” olarak görürken, Hint Mantıkçıları (Nyāya), Stoacılar, Budacı ve Epikürosçular ızdırabı dindirmek için benzer analiz yöntemleri geliştirdiler. Hangi coğrafyada üretilirse üretilsin, ortak amaç zihni berraklaştırmak ve yaşamı sağaltmaktı.
Psiko-Felsefe işte bu köklü “entelektüel ve uygulamaya dayalı” (praxis) birikimi devralır ve onu günümüzün sinirbilimsel ve somatik teknikleriyle günceller.
“Acı, sadece biyolojik bir olgu değil; kurgusal bir yüktür. İyileşme, bu kurguyu (nomen) sökmekle başlar.”
Zihnin Arkeolojisi
Zihin bir depo değil, kazılacak bir alandır.
Yöntemimiz, Arkeolojik Stratigrafi (Katman Bilimi) esasına dayanır. Üzerinize yapışan toplumsal etiketleri, “olmanız gereken kişi” maskelerini ve yargıları tek tek kaldırıyoruz.
Amacımız zihni doldurmak değil, Zihinsizlik (Mushin) ilkesiyle boşaltıp, o saf ve çıplak varoluşu deneyimlemektir.
Hissedebilir Varlıkların Etiği
Biz “insan”ı merkeze almıyoruz. Nitekim merkezi yaklaşımların kaynağı aynıdır. Bu gün insanı merkeze alan, yarın bir kültürü, ülkeyi, cinsiyeti merkeze alır. Bu da diğerlerinin tek bir merkezin, tekelin bakış açısına göre değerlendirilmesine yol açar. Oysa merkezi bakışlar taraflı ve yanıltıcıdır.
Acı çekebilen, hissedebilen her duyarlı canlı, yaşam karşısında eşittir. Birbirimizi büyük yaşam ağının (Svalaksana) bir parçası olarak deneyimleyebilmek için kendimize izin verebilir miyiz?
Bütüncül Araçlar
Felsefi kavrayışı, etten ve kemikten olan bedene indirmek için somut araçlar kullanıyoruz:
• Bibliyoterapi: Hikayeyi yeniden kurgulamak.
• Müzikoloji: Zihni doğanın ritmine akort etmek.
• Somatik Çalışmalar: Nefes ve hareketle sinir sistemine “güvendesin” mesajı vermek.


No responses yet